<?xml version="1.0" encoding="iso-8859-9"?>
<!-- generator="FeedCreator 1.7.2" -->
<rdf:RDF
	xmlns="http://purl.org/rss/1.0/"
	xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel rdf:about="http://www.hicdergisi.com">
		<title>Joomla! powered Site</title>
		<description>Joomla! site syndication</description>
		<link>http://www.hicdergisi.com</link>
		<image rdf:resource="http://www.hicdergisi.com/images/M_images/joomla_rss.png" />
	   <dc:date>2010-09-08T23:27:20+01:00</dc:date>
		<items>
			<rdf:Seq>
				<rdf:li rdf:resource="http://www.hicdergisi.com/index.php?option=com_content&amp;task=view&amp;id=95&amp;Itemid=36"/>
				<rdf:li rdf:resource="http://www.hicdergisi.com/index.php?option=com_content&amp;task=view&amp;id=94&amp;Itemid=36"/>
				<rdf:li rdf:resource="http://www.hicdergisi.com/index.php?option=com_content&amp;task=view&amp;id=93&amp;Itemid=36"/>
				<rdf:li rdf:resource="http://www.hicdergisi.com/index.php?option=com_content&amp;task=view&amp;id=92&amp;Itemid=36"/>
				<rdf:li rdf:resource="http://www.hicdergisi.com/index.php?option=com_content&amp;task=view&amp;id=91&amp;Itemid=36"/>
			</rdf:Seq>
		</items>
	</channel>
	<image rdf:about="http://www.hicdergisi.com/images/M_images/joomla_rss.png">
		<title>Powered by Joomla!</title>
		<link>http://www.hicdergisi.com</link>
		<url>http://www.hicdergisi.com/images/M_images/joomla_rss.png</url>
	</image>
	<item rdf:about="http://www.hicdergisi.com/index.php?option=com_content&amp;task=view&amp;id=95&amp;Itemid=36">
		<dc:format>text/html</dc:format>
		<dc:date>2010-04-12T19:10:48+01:00</dc:date>
		<dc:source>http://www.hicdergisi.com</dc:source>
		<title>GÖZÜME BAKAN İSKELE YAPARDI</title>
		<link>http://www.hicdergisi.com/index.php?option=com_content&amp;task=view&amp;id=95&amp;Itemid=36</link>
		<description>G&amp;Ouml;Z&amp;Uuml;ME BAKAN İSKELE YAPARDI Haa i&amp;ccedil;iyoruz dedim ya ben i&amp;ccedil;tim mi, pislik oluyorum sarhoş oldum, patlattım şişeyi kafasına şikayet etti, gittik karakola komser: &amp;ldquo;Niye vurdun adama&amp;rdquo; dedi Bak komserim, bu adam benim dostum olur, bıktım bunun benden i&amp;ccedil;ki parası istemesinden, baksana bana 1.40 cm boyunda elli kilo  ağırlığında bir lokmacık kadınım yahu! Yeter utanmıyor mu bu kocaman adam, bacak kadar kadından para istemeye dedim. Komser şaşırdı bir şey diyemedi. Bıraktı bizi eve geldik gene aynı terane i&amp;ccedil;ki, kavga, d&amp;ouml;v&amp;uuml;ş, değişmez be kardeşim bu hayat &amp;ccedil;ok komik be, diye de ekledi. Emine abla 60 yaşlarında; dediği  gibi bacak kadar bir kadın &amp;ouml;mr&amp;uuml; pavyonlar ve sekizinci sınıf meyhane konsomatrisliğiyle ge&amp;ccedil;miş bu yaşamda da bir oğlu bir kızını da uyuşturucuya kurban vermiş acılı bir ana. Abla acılarını anlatırken bile mizahi bir dil katar, insanı  g&amp;uuml;ld&amp;uuml;r&amp;uuml;r, severim onu rakıları tokuşturduk.  
</description>
	</item>
	<item rdf:about="http://www.hicdergisi.com/index.php?option=com_content&amp;task=view&amp;id=94&amp;Itemid=36">
		<dc:format>text/html</dc:format>
		<dc:date>2010-04-12T19:06:27+01:00</dc:date>
		<dc:source>http://www.hicdergisi.com</dc:source>
		<title>NURTAÇ</title>
		<link>http://www.hicdergisi.com/index.php?option=com_content&amp;task=view&amp;id=94&amp;Itemid=36</link>
		<description>NURTA&amp;Ccedil; Bir akşam&amp;uuml;st&amp;uuml;, Tarlabaşı&amp;rsquo;nda s&amp;uuml;rekli takıldığım, meyhanenin cam kenarında, oturmuş, sokaktan gelen ge&amp;ccedil;enleri seyrediyorum hem de ufak ufak demleniyorum. İnsanlarımız &amp;ccedil;ok gariban. İşten d&amp;ouml;nenler, gece işine gidenler; erkeği, kadını, hepsinin, suratları sarkık, d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nceli. Sıkıldım, &amp;ouml;n&amp;uuml;me d&amp;ouml;nd&amp;uuml;m, rakımdan uzun bir fırt aldım, peynirden, biraz, kopardım. K&amp;ouml;t&amp;uuml; kire&amp;ccedil; gibi. Ne bekliyordum ki? Sekizinci sınıf yer. Dalmışım. Derinlere gittim. Beynimin i&amp;ccedil;inde  her şey cirit atıyor. Bir ara kafamda biri bitti. Kafamı kaldırdım, konsomatris NURTA&amp;Ccedil;. &amp;ldquo;Merhaba, afiyet olsun&amp;rdquo; diyerek  masaya &amp;ccedil;&amp;ouml;kt&amp;uuml;. Naber maber faslından sonra, ne i&amp;ccedil;ersin dedim, seninkinden diyerek şişeye uzandı, aldı, kendi bardağını kendi doldurdu. Bardakları tokuşturduk. Nurta&amp;ccedil; fondipledi, peynirden aldı. &amp;ldquo;Ne  k&amp;ouml;t&amp;uuml; bu peynir be&amp;rdquo;, diyerek geriye bıraktı. Garsonu &amp;ccedil;ağırdım, peyniri almasını yerine  &amp;ccedil;erez getirmesini s&amp;ouml;yledim. &amp;ldquo;N&amp;rsquo;apıyorsun, seni uzun zamandır g&amp;ouml;rm&amp;uuml;yorum&amp;rdquo; dedim. Nurta&amp;ccedil;;  iki g&amp;uuml;n evvel hastaneden &amp;ccedil;ıktığını s&amp;ouml;yledi ve  &amp;ldquo;aman aman sorma zor g&amp;uuml;nlerdi&amp;rdquo; diyerek rakısını yudumladı. &amp;ldquo;Biz Kasımpaşalıyız bi şey olmaz bize&amp;rdquo; diyerek devam etti. 
</description>
	</item>
	<item rdf:about="http://www.hicdergisi.com/index.php?option=com_content&amp;task=view&amp;id=93&amp;Itemid=36">
		<dc:format>text/html</dc:format>
		<dc:date>2010-04-12T19:02:55+01:00</dc:date>
		<dc:source>http://www.hicdergisi.com</dc:source>
		<title>AYGIR LEYLA</title>
		<link>http://www.hicdergisi.com/index.php?option=com_content&amp;task=view&amp;id=93&amp;Itemid=36</link>
		<description>AYGIR LEYLA Ge&amp;ccedil;enlerde saat gece yarısına yakın, on sıralarında; Tarlabaşında y&amp;uuml;r&amp;uuml;yorum.Bu saatlerde Tarlabaşı sessizliğe b&amp;uuml;r&amp;uuml;n&amp;uuml;r. Havasına alışık olana veya olmayanlara korkuyla karışık bir tedirginlik &amp;ccedil;&amp;ouml;ker. Havasından mı, suyundan mı nedir derler ya onun gibi bir şey. Y&amp;uuml;r&amp;uuml;yorum. Karakol y&amp;ouml;n&amp;uuml;ne doğru ikiy&amp;uuml;z metre y&amp;uuml;r&amp;uuml;d&amp;uuml;m y&amp;uuml;r&amp;uuml;medim, pat &amp;ouml;n&amp;uuml;m&amp;uuml; biri kesti. Kirli sakallı, bıyıklı, deri montlu orta boyda biri. &amp;ldquo;N&amp;rsquo;aber?&amp;rdquo; dedi. &amp;ldquo;İyi&amp;rdquo; dedim. Sigarasını yaktı. Ben de kendi sigaramı &amp;ccedil;ıkarıp yakacaktım ki, fırsat vermedi. Malborosunu uzattı, aldım, yaktım. Hani i&amp;ccedil;imde bir merak, &amp;ldquo;n&amp;rsquo;olucak&amp;rdquo; halinde bir şeyler s&amp;ouml;ylemeye niyetli  havası var. Bir yerlerden g&amp;ouml;z&amp;uuml;m ısırıyor ama &amp;ccedil;ıkaramadım. Onun davranışları beni tanıyor gibiydi. &amp;ldquo;Buyur, ne var?&amp;rdquo; dedim. G&amp;ouml;z&amp;uuml;m&amp;uuml;n i&amp;ccedil;ine baktı baktı, &amp;ldquo;Bir elli milyon versene&amp;rdquo;, dedi. Ben de ta g&amp;ouml;zlerinin i&amp;ccedil;ine bakarak, &amp;ldquo; O kadar param yok&amp;rdquo; dedim. &amp;ldquo;Vermezsen ben de s&amp;ouml;ylemem&amp;rdquo; dedi.  Allah Allah! bu paspal herif bana neyi s&amp;ouml;yleyecekti ki? Hi&amp;ccedil; tanışmıyorduk. &amp;ldquo;Yav benim param yok, sen ne s&amp;ouml;yleyecektin&amp;rdquo; diye sordum. &amp;ldquo;Olmaz, hem paran yok, hem meraklısın&amp;rdquo; diyerek &amp;ccedil;ekti gitti. 
</description>
	</item>
	<item rdf:about="http://www.hicdergisi.com/index.php?option=com_content&amp;task=view&amp;id=92&amp;Itemid=36">
		<dc:format>text/html</dc:format>
		<dc:date>2010-04-12T18:58:37+01:00</dc:date>
		<dc:source>http://www.hicdergisi.com</dc:source>
		<title>BİRSEN'İN HİKAYESİ</title>
		<link>http://www.hicdergisi.com/index.php?option=com_content&amp;task=view&amp;id=92&amp;Itemid=36</link>
		<description>BİRSEN&amp;rsquo;İN HİKAYESİ Vurdular. Beş metre yakınımda, hem de g&amp;ouml;z&amp;uuml;m&amp;uuml;n &amp;ouml;n&amp;uuml;nde vurdular&amp;hellip; Seyrettim, evet, evet seyrettim&amp;hellip; Bir insanın bağırsaklarının g&amp;ouml;vdesinden fırlayışını g&amp;ouml;rd&amp;uuml;m, kusa kusa seyrettim. Bir sırtlan gibi saldırdı, insan değildi. Şiddetin vahşetin bir resmiydi. Acımadan pis paslı kocaman bı&amp;ccedil;ağıyla vurdu.Bu vuruluşa her şey şahitti. Duvarlar, kaldırımlar, &amp;ccedil;&amp;ouml;pler, g&amp;ouml;k, yer, her şey şahitti&amp;hellip; Bir şey yapamadım, yapamazdım&amp;hellip; O vuruşlardan ben de korktum. Donmuş korkumla, yalnızca vuruluşa baktım, kımıldayamadım, &amp;ccedil;ok korkmuştum. İlk defa, bu kadar yakınımda &amp;ccedil;ığlık &amp;ccedil;ığlığa birini vuruyorlardı; hi&amp;ccedil; acımadan, durmadan, s&amp;uuml;rekli koca bı&amp;ccedil;ağını sokup sokup &amp;ccedil;ıkarıyordu. Kısa s&amp;uuml;rede her yerinden kan fışkıran bir &amp;ccedil;eşmeye &amp;ccedil;evirdi zavallı g&amp;ouml;vdeyi. Vurulanın ilk &amp;ccedil;ığlığı, insanın kanını donduruyordu&amp;hellip; Son &amp;ccedil;ığlığı yoktu! Saniyeler i&amp;ccedil;inde kendime gelmeye başladığımda, vuran it, kanlı kocaman bı&amp;ccedil;ağını, zavallının g&amp;ouml;vdesine silerek hızla karanlık sokaklara daldı, kayboldu&amp;hellip; 
</description>
	</item>
	<item rdf:about="http://www.hicdergisi.com/index.php?option=com_content&amp;task=view&amp;id=91&amp;Itemid=36">
		<dc:format>text/html</dc:format>
		<dc:date>2010-04-12T18:53:09+01:00</dc:date>
		<dc:source>http://www.hicdergisi.com</dc:source>
		<title>DÖRT BİLEZİKLİ TAVŞAN</title>
		<link>http://www.hicdergisi.com/index.php?option=com_content&amp;task=view&amp;id=91&amp;Itemid=36</link>
		<description>D&amp;Ouml;RT BİLEZİKLİ TAVŞAN &amp;ldquo;Benim bileğimi kesecekmiş&amp;rdquo; dedi. &amp;ldquo;Anlamadım kim?&amp;rdquo;&amp;ldquo;Hırsız Bit'i tanırsın, buranın adamı olacak s&amp;ouml;zde. İnsan kendi sokağının insanına saldırır mı?   Bir kere boğazıma bı&amp;ccedil;ak dayadı.&amp;rdquo;&amp;ldquo;Kızım sen de bu a&amp;ccedil; sokaklarda altın bileziklerle geziyorsun.&amp;rdquo;&amp;ldquo;Ne yapiim, s&amp;uuml;s diye takmıyorum ya! Yarın bir g&amp;uuml;n ortada kalırım, hasta olurum. Bizim alemde ne olacağın belli olmaz, topu topu d&amp;ouml;rt tane bilezik, zorla aldım valla. Evde de bırakamam, hırsız &amp;ccedil;ok, iki kere soydular evi.&amp;rdquo;&amp;ldquo;Erken git evine be kızım. Her g&amp;uuml;n sabaha kadar gezip i&amp;ccedil;iyorsun.&amp;rdquo;&amp;ldquo;Yok be o kadar i&amp;ccedil;miyorum. Sahte, sulu rom i&amp;ccedil;iyorum. Hanzolar anlamaz. Anladılar mı; &amp;ldquo;para vermeyiz&amp;rdquo; derler. Ama bir-iki tatlı s&amp;ouml;z, bağlarım. Pezevenkler! Evde karılarına s&amp;ouml;yleyemediklerini bize s&amp;ouml;ylerler. &amp;ldquo;A..na koyiim&amp;rdquo; derler. Ben de, &amp;ldquo;Emine kim?&amp;rdquo; diyorum. &amp;ldquo;S..tir&amp;rdquo; dediler mi, &amp;ldquo;birazdan s&amp;uuml;slenirim&amp;rdquo; deyip ge&amp;ccedil;iştiriyorum. Hoşlarına gidiyor, komiklik yapıyorum. Bu alemde hep &amp;ldquo;delikanlısın&amp;rdquo; diyeceksin ibnelere, puştlara! Amaan b&amp;ouml;yle işte... Yaş 45 olmuş. 28 senedir bu alemdeyim. Babam bir de 11 erkek kardeşten sonra adımı Ş&amp;uuml;kran koymuş. Bu aleme d&amp;uuml;şeceğimi bilseydim valla doğmazdım.&amp;rdquo;&amp;ldquo;Kızım senin elinde mi?&amp;rdquo;&amp;ldquo;Doğru be, siktir et Ş&amp;uuml;kran'ı. &amp;ldquo;Tavşan&amp;rdquo; daha iyi zararsız hayvan, benim gibi. Bak, hapishaneden &amp;ccedil;akmaklık g&amp;ouml;ndermiş bir m&amp;uuml;şterim&amp;rdquo; diyerek g&amp;ouml;sterdi.(Hapishane işi boncuklu &amp;uuml;zerinde de &amp;ldquo;tavşan&amp;rdquo; yazıyordu.)  Oooy! hapishanelere kadar adım d&amp;uuml;şm&amp;uuml;ş&amp;rdquo; dedi. Kahkaha attı,&amp;ldquo;Hadi seni bu akşam bir yere g&amp;ouml;t&amp;uuml;reyim, valla para benden. Paspal bir yer ama neşeli. Bir de d&amp;ouml;nme var, şarkı s&amp;ouml;yl&amp;uuml;yor. Ben bu d&amp;ouml;nmeye bilmeden aşık oldum. Ona aşık olduğumu s&amp;ouml;yledim. &amp;ldquo;Ay ben de sizdenim&amp;rdquo; dedi. &amp;ldquo;Niye pantolon giyiyorsun?&amp;rdquo; dedim. &amp;ldquo;Sen de giyiyorsun ya&amp;rdquo; dedi. Valla ne g&amp;uuml;zel &amp;ccedil;ocuk, bir i&amp;ccedil;im su, acıdım. D&amp;ouml;nm&amp;uuml;ş. Onu dinlemeye gidelim, &amp;ccedil;ok acıklı s&amp;ouml;yl&amp;uuml;yor, s&amp;ouml;ylerken ağlıyor valla.&amp;rdquo;&amp;ldquo;Sen de ağlıyor musun?&amp;rdquo;&amp;ldquo;Doğru be ben de ağlıyorum.&amp;rdquo;&amp;ldquo;Yahu Tavşan canım istemiyor&amp;rdquo; dediysem de ısrar etti. &amp;ldquo;Ka&amp;ccedil;ta gideceğiz?&amp;rdquo;&amp;ldquo;Gece 12'den sonra bizim lokantada iş bitiyor. Zaten 2'de &amp;ccedil;ıkıyor d&amp;ouml;nme onun i&amp;ccedil;in gidiyorum. Orada keriz de &amp;ccedil;ok, ısmarlıyorlar ama bu gece olmaz. Ben sana ısmarlayacağım, s&amp;ouml;z...&amp;rdquo;&amp;ldquo;Adamın var mı?&amp;rdquo;&amp;ldquo;Yok be, bizde adam mı durur? Zaten az para kazanıyoruz. Sen şimdi g&amp;uuml;zel adamsın, durur musun?&amp;rdquo;&amp;ldquo;Beni karıştırma.&amp;rdquo;&amp;ldquo;Delikanlı adamsın sen.&amp;rdquo;&amp;ldquo;Bırak kızım nereden &amp;ccedil;ıktı bu laflar?&amp;rdquo;&amp;ldquo;Tabi sen delikanlısın, bizim patron abla da s&amp;ouml;yl&amp;uuml;yor, &amp;ldquo;serserilerden &amp;ccedil;ok korudu bizi&amp;rdquo; diyor.&amp;ldquo;Yahu, bırakın bu lafları, ben kabadayı değilim, beni severler o kadar.&amp;rdquo;&amp;ldquo;Ben de, seviyorum seni. Bak yanlış anlama, kardeş gibi seviyorum.&amp;rdquo;&amp;ldquo;Nasıl seversen sev be kızım...&amp;rdquo;Tavşan &amp;ccedil;irkin, sekerek y&amp;uuml;r&amp;uuml;yen; zayıf, sarıya boyanmış sa&amp;ccedil;lı, 5. sınıf meyhanelerde &amp;ccedil;alışan, &amp;ldquo;vesikasız&amp;rdquo; bir orospu. Y&amp;uuml;z&amp;uuml;n&amp;uuml;n &amp;ccedil;izikleri  yaşanmışlığın kırık d&amp;uuml;şleri gibi durur alnında.Gece buluştuk. Doğru d&amp;ouml;nme şarkıcıya... Ooo! İ&amp;ccedil;erisi toz duman... Abiler, ablalar, travestiler, ibneler, hanzolar yığılı. K&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k bir yer. Kenarda zorla bir yer bulup oturduk. Sahnede bir menopoz karı şarkı s&amp;ouml;yl&amp;uuml;yordu. Tavşan herkesle samimi, selamlaşıyor. Ben de kafamla selamlıyorum tanımadığım insanları.Birer duble rakı attık. Aslında ben bir atana kadar Tavşan &amp;uuml;&amp;ccedil; duble attı. Arada bir yalandan &amp;ccedil;ığlıkla g&amp;uuml;l&amp;uuml;yor, kafasını omuzuma vuruyor, etrafa fazla havalı poz atıyor.Saat geldi ve anons... D&amp;ouml;nme şarkıcı &amp;ccedil;ıkacak, bir alkış bir alkış, ıslıklar gırla sanki Zeki M&amp;uuml;ren &amp;ccedil;ıkıyor. &amp;Ouml;nce sesi, sonra kendi &amp;ccedil;ıktı. Sahne yirmi beş santim y&amp;uuml;kseklikte, &amp;uuml;&amp;ccedil; metre genişlikte vardı. Ses ayarı y&amp;uuml;ksek, insanlar y&amp;uuml;ksek sesle konuşuyor. Fakat g&amp;uuml;r&amp;uuml;lt&amp;uuml;de laflar havada &amp;ccedil;arpışıyor, davulcu osuruğu gibi boşa gidiyor. Tavşan kulağıma eğilmiş anlatıyor. Anlamıyorum zarını patlatacak. D&amp;ouml;nme şarkıcı d&amp;ouml;nm&amp;uuml;ş sesiyle, kendini yerden yere atarak acılı şarkılar s&amp;ouml;yl&amp;uuml;yor.Bir ara yanımıza geldi. Bize -bilhassa bana- &amp;ldquo;Yazık değil mi sana&amp;rdquo; şarkısını s&amp;ouml;yl&amp;uuml;yor. Tavşan kızdı, kıskandı.&amp;ldquo;Git lan ibne,d&amp;ouml;nme!&amp;rdquo; diyerek tersledi. D&amp;ouml;nme de, şarkı arasında, &amp;ldquo;Orospu!&amp;rdquo; diye bağırdı mikrofonda patlayan sesle. Bir anda ortalık karıştı. Birisi geldi, Tavşan'a bir s&amp;uuml;r&amp;uuml; k&amp;uuml;f&amp;uuml;r yağdırdı. Tavşan sarhoş, abuk sabuk k&amp;uuml;f&amp;uuml;rler ediyor. Laflar bana da &amp;ccedil;arpmaya başladı. Geleli &amp;uuml;&amp;ccedil; saat olmuştu. &amp;Uuml;&amp;ccedil; saattir n&amp;ouml;bet tutan suskunluğum kendini adamın &amp;uuml;zerine attı. Sonunda, sağ kaşım yaralı kanlı, Tavşan&amp;rsquo;la &amp;uuml;&amp;ccedil;-beş, belki de daha fazla yumrukla kurtulmuş olarak, sokaktaydık. Tavşan h&amp;acirc;l&amp;acirc; &amp;ldquo;İbne d&amp;ouml;nme, benim yanımda sana asılıyor, yazık değil miymiş sana. Ne var lan ibne! &amp;Ccedil;irkinsem ne g&amp;uuml;nahım var, yaratan utansın, &amp;ccedil;irkinim lan! Sana ne ulan, sana ne d&amp;ouml;nme, ibne!&amp;rdquo; diye ağlıyor, bağırıyor. O sarhoş, ben sarhoş&amp;hellip; &amp;ldquo;Eve bırak beni&amp;rdquo; dedi. Sakinleşmişti. Kolumda, perişan evine gittik.Kapıda, &amp;ldquo;Hadi &amp;ccedil;ık yat&amp;rdquo; dedim.&amp;ldquo;Sen de gel, gel valla saldırmam&amp;rdquo; dedi. &amp;ldquo;Kafam &amp;ccedil;ok iyi&amp;rdquo; dediysem de evine girdik, yattık.Sabahleyin &amp;uuml;zerimde bir ağırlık vardı:Tavşan'dı... 
</description>
	</item>
</rdf:RDF>
