| PINAR |
|
|
|
| Cuma, 21 Mart 2008 | |
|
SÖYLEŞİ : OKTAY GÜZELOĞLU ADI : PINAR Pınar: Ya işte çocuğun intiharı şöyle oldu., ne biliyim... ben biliyosun kirada oturuyordum, Şişhane’de... Oktay: Biliyorum. P- İki sene önce filan. Aslında (sesini kısar, alçak sesle) bu işi yapmamı istemiyordu benim çocuk afedersin, söylemiştim.. O- Söylemiştin... P- Anne dedi zaten askerden geldikten sonra, kendine çeki düzen ver dedi... Kendine çeki düzen vermezsen dedi, ayrı eve çıkarım seni terk ederim demişti, işte rahmetlim... Yani kesinlikle benim bu işi yapmamı istemiyordu, ayn eve cıkanm “ sen ne halin varsa onu gör” demişti bana, bu işe yani... Tekrar dedi eski işlere devam edersen dedi rahmetlim... Onun için, bu isleri’ben tamamen bıraktım.. Tamamen... herkes af edersin var ya... Fatma: Duyamıyorum ya... P-Afedersin o Muzaffer pislik, orospu çocuğu, götün teki af edersin. Hıı... bak ondan sonra... ben oraya bazı bazı lokantacı Murat var As 15’te, af edersin ben bazen oraya... bugünde yanına gittim oradan davetiye mavetiye satacaktım elemanlara tek tek mutfakta. Ondan sonra elemanları bekledim orda gelmediler. Fatoş ablamın yanına gittim.. O- Sen ne davetiyesi satıyorsun? P- Ya mesela böyle maliyeden emekli olanların yani Maliye Bakanlığı’yla ilgili benim yaptığım iş... Biraz da kırdı kaçtı iş gibime geldi, ama ben paramı bilirim, beni ilgilendirmez.... O- Kaça satıyorsun ki? P- Yani mesela tek kişilik davetiye var, mesela tek kişilik davetiye 40 milyon, çift kişilik olursa 80 milyon... O- Ne veriyorlar sana %10? P-Yüzde, biz mesela, ıııı.... davetiye 10 tanesini sattığımızda 10 milyon alıyoruz. Pardon, 40 milyona sattığımızda 5 milyon alıyoruz, 80 milyona sattığımızda 10 milyon, yüzde, yüzdelik yani... O- Anladım... Şu şey ne oldu, çocuk sana dedi ki, benim hatırladığım kadarıyla, Fatoş da vardı ya o gece... Sen dedin bu hayattan çekilecen dedi... Ben çalışacam sana bakacam dediğini hatırlıyorum... P- Tamam O- Di mi öyle demişti? Sen de demiştin ki “evet bende artık bu hayattan çekilecem, çocuğumla oturacam demiştin... P- Evet, evet, evet... O-E nasıl oldu... P- Ama evdeki hesap çarşıya uymadı... O- Geldiğinde ne gibi davranışları vardı? P- Yani... (içkisinden bir yudum alır) şimdi öyle bişey ki... (yutkunur) Askerlik yaptığı yerde, yani şöyle üç tane yer değiştirdi zaten askerlikte rahmetlim, işte acemi birliği Manisa’da Batıkışla’da geçmişti, ama acemi birliği çok güzel geçti, hatta oradan geldiğinde kilo almıştı, biraz toparlamıştı rahmetlim. Ondan sonra onu dedim hatta ne güzel olmuşsun bak kilo almışsın askerlik sana yaramış dediydim rahmetlime. Anne dedi yemekler güzel çıkıyo, karavanalar güzel çıkıyo, ben de habire para gönderiyordum ona rahmetlime, mesela her ay 20-30 milyon para gönderiyordum, helali hoş olsun. Eee. beğenmiyormuş karavanayı mesela, yani çok yemek seçiyordu rahmetlim... ondan sonra kantinden yiyormuş hep devamlı... olsun helali hoş olsun önemli değil de... (çatal kaşık sesleri) ondan sonra tayini şeye çıktı, Ankara Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne, Bakanlıkların olduğu yere. Hatta ben de sevindiydim, “oğlum bak ne güzel yere düştün, ondan sonra yani torpille, torpilli insanlar bile gidemiyor demiştim rahmetlime... yerin güzel demiştim... O-Anladım... P- Yok be annem diyordu rahmetlim, çok sıkı burası diyordu, disiplinli diyordu, işte orda oldu çocuğum, ne olduysa orda oldu, depresyon geçirdi... Bundan 4 ay önce de erkek kardeşim olduydu. Hastaydı, cezaevinde akciğer kanserinden öldü işte... O- Neden yatıyordu ki kardeşin? P- Suç işlemişti işte. dolandırıcılık suçu... Herkes üzüldü zaten benim çocuğumun öldüğüne. Ondan sonra işte zaten daha önce üç-dört defa intihara teşebbüs etmişti... O- Etmiş miydi? P- Etmişti, işte bir kere evde otururken... Bir gün aylığımı almaya gittiydim, aman eve geliyim birde ne göriyim? Sen evde ne kadar hap varsa hepsini iç, bi de köpeğimiz vardı... O- Hap mı? P- Hıı... Ortada hiçbir şey yok, ne kavga, ne gürültü... hiçbir şey... Allah Allah eve geldim şok oldum. Oğlum dedim sana ne oldu, böyle bişeye niye teşebbüs ettin, ne gerek vardı? Ben senin böyle bir şey yapacağını tahmin etmiyordum filan dedim, neyse aldım hastaneye götürdüm, midesini falan yıkatırdım... Ay işte kendine geldikten, ayıldıktan sonra dedim ki, oğlum dedim, niye böyle bir şey yaptın dedim rahmetlime... sana bir şey olursa ben yaşayamam yavrum demiştim, sakın bir daha böyle bir şey yapma. Anne demişti, niye bizim zengin hayatımız yok, zenginler gibi yiyip içemiyoruz, ondan sonra niye biz başkaları gibi değiliz diyordu... Oğlum dedim, bir daha böyle bir şey yapma, bak Allah’ın gücüne gider, aç değiliz açık değiliz, Allah’a çok şükür... Yediğimiz önümüzde yemediğimiz arkamızda, bizden beter olanlar var, çöpten ekmek toplayanlar var. sakatlar falan var onları gözünün önüne getir demiştim rahmetlime... Tamam annecim dedi yapmam.. Bi daha yaptı işte, gene yaptı... Bu da annemin yüzünden oldu. Çocuk belki buraya taşınmasaydı... Benim yavrum hayattaydı belki... O - Annenin yanına mı taşındıydınız? P- Evet, kira vermiyelim diye, kardeşimle beraber oturuyo diye, 7-8 tane oğlan kardeşimle oturuyo diye. gelin falan.. O- Ondan evvel iki kere daha intihar etti... P-İşte... O- Hap mı içiyordu ikide bir? P- Bir kere işte şimdiki evde oturuyorduk yine o zaman. Bir ara işte bundan 8-9 sene önce falan. Bu hayattan çekilince annemlerle barıştırmak istiyordum, hiç istemiyodu, hiç istemiyodu benim bu hayatla... Fatoş abla... O- Sen bu hayattan çekildiğinde mi bi daha intihar etti? P-Yoo... çekildikten sonra yaptı... O- Ondan önce gene bu hayattasın diye mi sıkılıyordu? P- İşte bu hayattasın diye değil yani, bu hayatı istemiyordu... Gururuma dokunuyor diyordu, o da bi delikanlı... Başka çıkar yol var mı? Sen çalışmasan, ben çalışmasam neyle geçinecez? oğlum, dedim ya... evet.. F- O işten seni bu yollarda gördüğü için... O- N’apsın çocuk üzülüyor tabı... P- Annemlerin yanına taşındıktan sonra çekilmiştim Fatoş abla sen de biliyosun... ki yavrumun çocuğumun vasiyetiydi... Mezarda kemikleri sızlar tekrar ben bu işi yaparsam... O- Anlıyorum... P- Rahmetlimin vasiyetiydi bu bana... F- Peki sen ölmeden önce bırakmış mıydın bu alemi, yok be! Bırakmamıştın... P- Bırakmıştım aaa... bırakmıştım.... (bu kelimeyi sürekli tekrarlar) O- Yaa... bırakıcam diyordun... (Son kelimenin üstüne basar) P-Bırakmıştım... bırakmıştım... O- Peki, af edersin, geldi ne gibi şeyler yapmaya başladı da intihar etti Pınar? P-Yaaa askerden geldikten sonra iş bulamadı, güç bulamadı... Yani elektrikçiydi... Dükkan açacak oldu Asmalımescit’te. koskoca dükkan... Hatta kirası ne kadar diye sormuştum rahmetlime, anne dükkan sahibi çok iyi bir insan demişti. Adamcağız demiş ki, şimdilik demiş, boyasını, badanasını, her türlü masrafını karşıla, senden üç ay kira almıyacam demiş... O- Peki Pınarcım ne gibi şeyler yaptı da anlatmadı, ne gibi huysuzluklar yaptı? Yani ne gibi hareketleri vardı diyorum? P-Ya işte bana karşı, bi terbiyesizliği, bi saygısızlığı yoktu. Allah için... annem çok baskı yapıyodu çocuğa... Yok benim paramı yemeye gelmişmiş, ana-oğul... Allah belasını versin... bilmem ne!.. artık benim iyice burama gelmişti yani... Halen aynısını bana yapıyo karı Oktay Abi, aynısını bana yapıyor... annecim ben... F- (araya girer) Sen o yollardasın diye... O- Peki ne gibi şeyler yani, hareketlerinde ne gibi değişiklikler oldu? P- Mesela... hiçbir değişiklik olmadı... sinirliydi, bağırıyordu... beni azarlıyordu, kalbimi kırıyordu... O- Ne diye kırıyordu seni? P- Ne biliyim mesela, paramız yok, eve su lazım bu lazım diyodum, bana böyle yapıyo,.. param yok şudur budur falan... efendim şöyle söylüyodu... ben çalışıyo muyum ki benden para... yavrum diyodum yani... yeri geldiğinde sigaram kalmıyodu. bi paket sigara al diyodum.,. bir keresinde bir karton sigara almış getirmiş... O- Mektup mu bırakmış sana? P- Yok... Elveda pis dünya, elveda para canlıları... F- Telefonda mı demiş? P- Evet işte... Aramızda münakaşa oldu... O- Ne münakaşası yaptınız? P- Ben ev telefonum varken, işte şimdi iptal oldu... onun yüzünden oldu rahmetlimin, neyse önemli değil... (iç çeker) Ondan sonra izmir’de bi kızla tanışmış bu, kıza demiş telefonun var mı? Hey Allahım... (Kadehler tokuşur: Öyle bi şeydi ki her Allahın günü kıza telefon ediyordu... hem şehirler arası, hem kızın cep telefonunu arıyordu. Oğlum diyodum, bak ben de sen de çalışmıyoruz, bak ananın yanına geldi 46 milyon lira fatura geldi diye konuştuk tartıştık Oktay Abi. ertesi gün gitti canına kıydı... O- Peki nasıl kıymış? P- Haliç köprüsünden attı kendini... O-Haliç’ten mi attı? P- Ramazan’ın 15’inde attı kendini (derin bir ah çeker) O-Hiçbir şey bırakmamış mı? Yazı filan?... P-Bırakmış, bırakmış, bırakmış... O- Peki ne demiş? P- Elveda pis dünya, elveda para canlıları, siz benim gözümde birer mahluksunuz: işte annemle bana... halbuki benim paraya tapmadığımı biliyordu rahmetlim... O-Başka ne yazmış? P-Yarın bi gün hepiniz ölüceksinız, elbet bi gün toprak olucaksmız, işte bakalım na-pıcaksınız? Acayip acayip şeyler yazmış bırakmış yani... Hatıra defterine bi şiir yazmış, yavrumun içine doğdu sanki, malum oldu. “bayram olur kurbanlar kesilir, ellere bakıp ta ağlama anam..” diye... (iç çeker)... sanki içine doğmuş çocuğumun, hatıra defteri çantada duruyor... O- Şiir mi? P- Şiir aklımda yok, bir sürü şey yazmış, şiir yazmış... şair ruhluydu rahmetlim... F. Oku hadi... P-Okuyamam şimdi onu Fatoş Abla... F-Hadi oku... P-Sinirim bozuluyo, lütfen... O- Başka..? Sonra nasıl oldu? Haberin yoktu tabiii... P- Bilmeden başka yönleri meydana çıktı rahmetlimin... Şair ruhluymuş evladım., bir şiirler yazmış anlatamam, aklıma gelmiyo Oktay Abi... ne güzel şiirler yazmış... O- Yani oruç bozarken aklına mı geldi? P- Evet.. Evdeydik pardon.. İftar bozulmadan iki üç saat evvel... Telefon çaldı baktım benim oğlan rahmetlim... Anne dedi ben gidiyorum, hakkınızı helal edin... oğlum nereye gidiyorsun, ne demek istiyorsun saçmalama dedim, lütfen eve gelir misin güzelim, bir çılgınlık yapma... öff be rahat bırakın beni dedi kapadı telefonu. Ondan sonra bi daha konuşamadım... O- Sen nasıl öğrendin ondan sonra? P- İşte ertesi gün öğrendik. Allah’ım o gece uyuyamadım... Burama bişey saplandı sanki, oraya dönüyorum yok. buraya dönüyorum yok... Akşam 10 buçuk vardı, zııırr telefon, Allah dedim, acı haber geldi dedim içimden, kötü haber geldi dedim... (Derin bir iç çeker) Baktım şey eee... Eyüp karakolu başkomseri. orda öldü ya, Haliç’te toprağa çakılmış,. . denize düşse belki o zaman kurtulurdu... Haydii... olay yerine gittik, baktık hala kanları manları olduğu gibi duruyo.. o zaman kanları görünce şoke oldum... çok çok iyi bir insandı rahmetlim... öldüğünde bile böyle bi güzellik vardı yüzünde, bi nur vardı... Anlattım ya sana Fatoş Abla... karnını yarmışlar, otopsi yapmış doktorlar, ne diye otopsi yaptınız dedim... Ben otopsi yapılmasını istemedim ki... Başkomser dedi ki, mecburen otopsi yapılması gerekir, yani intihar mı? Cinayet mi?... araştırmamız gerekiyor... ama biz bunun peşini bırakmıyacaz dedi... ne oldu bırakmadında ne oldu... senin oğlun uyuşturucu falan kullanır mı diyor. ne uyuşturucusu komser bey benim oğlum sigara bile içmez, ağzına koymaz, askerden geldikten sonra başladı sigaraya, artı öyle kötü şeyler kullanmaz dedim... O- İşyerini açamamış mıydı? P- Açamadı işte, annemden 50 milyon falan istemişti., rahmetlim... O da vermedi... O- Senin kızın da vardı, şimdi nerede? P- Kız dayısının, yengesinin yanında... O-Kaç yaşında? P- 27 yaşında.... bekar çok şükür... benim kızım çalışıyo, tezgahtarlık yapıyo patronun kızıyla.., o kıza da bişeyler yazmış bırakmış Fatoş Abla... Mektup bırakmış kıza... İşte, 22 senelik hayatımda yaşadığım en farklı şeyleri sende hissettim falan işte. Aramızdaki sorunların ne olduğunu biliyorum diye o şekilde mektup yazmış, pusula bırakmış.,. Anacım o daldan dala konuyordu, bi dalda durmuyordu ki.., Şimdiki gençler çapkın biliyosun Oktay abi... Bu zamanda kızlar erkeklere asılıyor.. O- Canım senin ne günahın var ki... Sende o hayatı yapıyorsan keyiflen mi yapıyorsun... P- Allah beni taş etsin dünyanın en güzel erkeği gelse midem almıyodu Oktay Abi... O-Niye? P-Ya istemiyorum... tiksiniyorum... Erkeklerden nefret ediyordum, yanlış anlamayın üstünüze almayın Oktay Abi... O- Yok ben yanlış anlamıyorum... Gençliğinden beri bu pisliklerle karşılaştın, ondan sevmiyosun dimi? P-Evet, evet... O- Ama ekmek parası ne yapıcaksın... bi de o ahlaksızlar götürmüşler seni, terbiyesizlik yapmışlar. 7 kişimi?. .. minibüste götürmüşler... P- 6 kişi... O- Ondan da aslında nefret ettin di mi Pınar? Ne geçti ellerine... F- Beddua eder... (Kızının fotoğrafını çıkarır, Fatoş Ablayla tartışırlar) P- Bak Oktay Bey onun yüzünden rahatsızlık geçirdim, tedavi olmazsam rahmimi alacaklar... O- Tamam anladım... inşallah bi şey olmaz... (Fotoğraflara bakıp, iç geçirir Pınar) P- Arabaya biniyorsun ama içindekiler hırsız mı, katil mi? O- Niye biniyorsun o zaman? P-Napalım ekmek parası... O- Çok cesursun... Onlar seni yoldan alıp götürdüler.... 6 kişinin arabasına nasıl biniyorsun ya...! P- ilk önce bir kişi diye bindik sonradan şerefsizler, 2, 3, 6 kişi oldular... (suskunluk) Bir gün Oktay Bey baktım telefondaki kızla konuşuyordu rahmetlim... ahizeyi burasına koydu kızla konuşurken anne dedi bana bişey olursa dedi. ölür müsün dedi... oğlum o ne biçim laf dedim, ağzından yel alsın dedim... (kadehler tazelenir)... O- Pezevenklere bak ya, bir kişi diyorlar 6 kişi biniyorlar.. Allah belalarını versin... P- Ya boşver... O- Peki sende iz bırakmadı mı? P- O defterleri kapatalım boşver... O- Şimdi napıyosıın? P- Dedim ya davetiye satıyorum. Ekmeğim çıkıyor... O- Annenlerde kalıyorsun? P- Evet... Bi de toka moka satıyordum Kocamustafapaşa’da... esnaflık yapıyorum... şimdi havalar soğuduğu için açmıyorum... mallar evde duruyor... O- Bundan sonra eski hayatına dönmek isiemiyosun di mi? P- Kesinlikle... O- Niye dönesin ki zaten? P- Niye döneyim ki... davetiye satıyorum... bak cep telefonu aldım.. Kıyafet alıyorum, daha yeni başladım. Çocuğun mezarını yaptıracam, tapusunu alıcam... O- Para lazım... P- 500 milyon istiyorlar... O- İşte sen onu belediye yoluyla kaldırsaydın ödemezdin... P- Yok belediye kaldırmak istedi, ben istemedim belediye kaldırsın... O- Peki Pınar kaç yaşındaydı bu çocuk sen bu hayata başladığında? P- 4-5 yaşında falandı... O- Eşin neredeydi, öldü müydü? P- Benim eşim 22 sene evvel öldü.. O- Neden öldü? P- Amcaları vurdu böyle miras davasından... (hayıflanmalar) Benim oğlum daha dünyada yoktu, 4 aylık hamileydim,,. O- Peki eşini vurdular, çocuk 4 aylıktı... P- Hamileydim daha... O- Peki ailen niye sahiplenmedi? P- Sahiplenmedikleri gibi horluyorlar... hem sahiplenmezler, hem horlarlar... O- Sen ortada çocuğunla kaldın?... P- Ben o zaman Tekel’de çalışıyordum. Cibali’de sigara fabrikasında... elim ekmek tutuyordu, sigortalıyım... O zaman karşıma Leman diye bi kadın çıktı, onunla arkadaşlık yaptım, orospuyrnuş meğer, kadın satıyormuş, ayrıca o da tekelde çalışıyordu... Ben sattığından haberim yok... Beni baştan çıkardı Oktay Abi, o kadın beni orospu yaptı... ne güzel şimdi çalışsaydım... kocakarı ne güzel çalıştı... emekli aylığından 150 milyon alıyo... Tekel’den emekli... O- Peki çocuk kaç yaşında senin durumunu anladı? P- 9-10 yaşındaydı, aklı eriyordu artık... O- O zaman eve tabi insanlar geliyor...? P-Hıııı... O- O zaman dışarda nasıl oluyo peki? P- Sağdan soldan söylüyorlardı... O- O zaman bunalıma mı girdi? P- Yoo hayır... O- Kaç yaşında başladı bunalıma? P- 15-17 yaşında... O- Peki o zamanlar niye düşünmedin bu hayatı bırakmayı? P- Oktay Abi, insanın tutunacak dalı olmayınca yüzü olmayınca ne yapıcaksın? O- Canım sen güzel bi kadındın... Niye doğru dürüst bı adamla tutunacak dal bulamadın? P- Yok işte... Şans mı var? Kısmet mi var? O- Çocuk 16 yaşına gelmiş bunalıma girmiş.,. Niye bırakmadın bu hayatı...? F- Bıraktırırlar mı pezevenkler..!!! P- isteseydim bırakırdım... kafama göre birini bulamadım... Bi tanesini buldum... O da beni sikti sikti bi de paramı yedi bedavadan orospu çocuğu, sonra buldu bir tanesini gitti.. O- Evlenecem mi dedi? P- Ben umut ediyodum,. Bak Zeki diyodum ben bu hayatı sevmiyorum, içine sıçayım ben bu hayatın diyodum, çalışmak istemiyorum diyodum. Pınar diyodu 1-2 sene daha sık dişini Pınar, evlenicez Pınar, senle nikah yapıcaz Pınar... Nah yaptı nikahı... 4 sene yedi paramı, iki tane ev yaptı... ama kendi genelevde çalışmıyodu. Elbise satıyodu, bok gibi para kazanıyordu orospu çocuğu... Dilerim Allahtan onun da bı tane kız evladı var Oktay Abi, o kız kerhanelere düşsün inşallah!!!... Dilerim Allahtan kızı bundan daha beter olsun... zaten kerhane pezevengi... O- Kazandığın bütün paraları buna mı götürüyodun? P- Buna götürüyodum tabii... O- iyi seni keraneye satmamış... Kendin mi pezevenkliğini yapıyordun o mu? P- Yok yok kendim çalışıyodum. ona parayı götürüyodum.. Onunla otururken boynum altın doluydu... O- Aşk hiç yaşamadın mı? P-Yok beee... aşk kim... ben kim... Yaşamamışımdır tabi... illaki... F- Aşk o dur yani o... anlattı ya adamı... P-Aman bırak ama tabi bazı yanlışlıklar olsa da ama... O- Şey için dedim yani insan hayatında sever, aşık olur... F- O işte. anlattı.,. O- Nasıl sevmek ki bu, hem başkasına satıyor... P-Yani... bunlar büyülüyorlar... büyü yapıyorlar... O-Nasıl büyü yani..? F- Baya büyü... Para yiyen bi adam büyücüyü bulup büyü yapar, sen de ona taparsın... O- Kaça kadar okudun sen? P-Ben 5’e kadar okudum... O- Köyde mi bitirdin? P- Burda bitirdim... Baya çok oldu İstanbul’a geleli. 3,5 yaşındaydım istanbul’a geldiğimde... O- İki kere evlenmişsin, niye aşk yaşamamışsın. (Bu arada bi adamdan telefon bekliyor, hayıflanıyor)... Baban öldü mü senin? (Cevap yok) Peki kardeşlerin niye seni sahiplenmedi? Madem ağalık yapıyolar, ne meslekleri vardı? P- İkisinin de doğru dürüst güzel mesleği yok. Bi tanesi zaten ortanca kardeşim şu anda elbise satıyor... Öbürü de cep telefonu satıyodu, dükkanı vardı Şişhane’de türk-sel bayisi vardı. Sonradan şeytana uydu... işini dağıttı.. O- Ondan sonra da suçlarlar di mi? P- Evet... hem kel hern fodul diye bi laf var... onların ki bu hesap... kardeşime de dedim, geline de... Madem beni düşürdünüz, beni düşürdünüz madeni baştan sahip çıksaydınız, anneme de dedim... Ancak oğulların atıp tutmasını biliyorlar dedim rnevzu açılınca... hep onlar haklı... annemin aklı yetmiyo kardeşim.. Bi gün onu öldürecem, kendi ellerimle öldürücem... vallahi yapıcam... beni çok bunaltıyo... O-Niye? P-Ayy... evvelsi akşam yöneticiye para verecekmiş, kardeşim almasaydın koluna o kadar bilezik bana ne dedim ya... O- Kaç yaşında annen? P- 72 yaşında O- Napıcakmış, götüne mi sokucakmış bileziği? P- Ben de dedim af edersin bu yaştan sonra kıçına mı sokucaksın bileziği?! Sen diyo alıyosun diyo. sen elbise atıyorsun telefon aldın diyo... ben dedim gencim, alıcam tabii dedim. Senin yaşınla benim yaşım bir mi moruk karı dedim, (gülmeler) O- Sen kaç yaşındasın? P- 45 yaşındayım daha ya... daha yaşım kaç?! Benim bileziğimi kıskanıyosun diyo, oh aylığım da var çatla patla diyo... Karı manyak ya., bunamış... O- İnsan çocuğuna böyle der mi? P- Ya geçen akşam beni nasıl dışladı. Bunlar ne ki? Dedim ki bi daha mı orospuluk yapayım bunu mu istiyosunuz dedim, Gene de sizin alnınızın karası, sizin şerefiniz, namusunuz, Ben kötü bir şey yapmış olsam dedim., öyle ya... O- Eski yola gitmicen artık., ekmeğini kazanacaksın çalışacaksın... P- Tabii... O- Ne güzel iş de bulmuşsun kendine, çalışıyorsun... P- Ekmeğimi alnımın teriyle kazanıyorum. Kendimi toparlıyayım çocuğun mezarınla uğraşacam, başkasını gömüyorlarmış üstüne biliyo musun? Benim çocuğumun... O- 5 sene müddeti var... 5 sene içinde yapıcaksın. Söz verdin oğluna çünkü bundan sonra eski hayatına dönmeyeceksin... P- Yok yok. Oğlumun büyük vasiyetidir, yoksa mezarda kemikleri sızlar... Benim aslan gibi oğlum gidiceğine, niye senin gibilerin allah canını almaz dedim anneme... O- Anan kalpsiz kadınmış..! P- Mikrop karı... Benim çocuğumun ölümüne annem neden oldu.. O- 50 milyon yüzünden mi? P- Dışladı Oktay Abi... Beni dışladığı gibi onu da dışladı... Hiç unutmam, intihar etmeden bir hafta önce baktım annemle bağırışıyo... gittim... ya ne yapıyorsunuz dedim... oğlum, ya bişey yok anne dedi... içine kapanıktı çok... O- Pınar, beni asıl ilgilendiren ne biliyor musun? Bu netice oluyo... Beni ilgilendiren ondan evvelki hayatı. Çocuk benim bir evim bir işim olsun istiyo... Olmayınca bunalıma girmiş.. Her gencin annesi var, babası... Onun babası yok. hadi annenin güzel bi işi olsun güzel bi hayat... Çocuğun şiirlerinden belli... ne demiş şiirlerinde? F- Ne demiş? O- O pis paralarınız, pis hayatınız... P- Kıza da yazdığı pusulada diyo ki, İşte ben bu yeryüzünde fazlalığım, bu dünyanın... kalıplaşmış düzeninde kaybolup gittim... İşte acayip acayip şeyler... Hatıra defteri vardı... çantadaydı... unuttum.. O- Hatıra defterine ne yazmış? P- Şu anda aklımda kalmadı... Hatıra defterine ne yazılır?... Mektup yazmış, sevdiği kıza şiirler yazmış, kendi kafasına göre güzel güzel şeyler yazmış... Şu anda gerçekten aklımda kalmadı. Zaten çocuğumu da kaybettim, kafamı toparlıyamıyorum... O- Kendini topla... ayakta durmaya çalış, bak gençsin... P- Ah ben yavrumu kaybettim, ben artık yaşayamam diyodum... O- Yaşıyorsun ama... P- Acıyı veren Allah, sabrını da veriyo... O- Çocuğunun odasında mı yatıyorsun? P- Ne yapayım nerde yatayım, başka yatak mı var abi?... O- Başka birisiyle de berabersin şimdi Pınar, yani yaşıyorsun sonuçta... P-Yaşıyorsun ama nasıl yaşıyorsun?... O- Şimdi intihar etmiş bir çocuğun son yazdıkları çok önemlidir... P- (Pusulada yazdığı şeyleri tekrarlar ve merakla sorar) Peki, bu ne anlama geliyor peki: “BEN BU YERYÜZÜNDE FAZLALIĞIM” O- İşte bunalım, onun için soruyorum zaten, son dönem yazdıklarını... P-Ah Oktay abi ben böyle olacağını bilsen onu doktora götürmez miydim? Bana ilaçlar vermişti... Belki o ilaçlardan verirdi doktor... Benim dediğim şu; çocuk olsun, insan olsun bir günde ölmez... Bir öncesini soruyorum sana... Bu çocuk kaç yaşında bunu öğrendi, kaç yaşında nasıl oldu, kaç yaşında üzülmeye başladı diye... psikolojisini soruyorum... 12 yaşında af edersin, aklı baliğ olduktan sonra herşeyi kavramaya başladı biliyo musun? Küçükken pek böyle yani... O- İyi be kızım niye bunları soruyorum... Ölüm bir final... Ondan öncesini soruyorum... Öncesindeki olayları anlattığında ne cıkıyo ortaya biliyor musun Pınar? İnsanlar o zaman kendi hayatlarına bakar... P- Evet... O- Senin düştüğün anlayamamışlığa düşmemiş olur. onun için soruyorum ben... P- Bak bi kaç defa mesela benim ortanca kardeşimin karısına demiş ki, ben demiş gidiciyim, öbür dünyayı merak ediyorum, evlenmicem... Demek ki ne zaman önceden içine doğmuş... O- E. anlayamamışsın hasta olduğunu... P- Söylemedi Oktay Bey. çocuk... rahmetli oldu... çocuk öldü... iki üç ay sonra haber verdiler bana... Tu Allah belalarını versin... Benim çocuğum ölüyo, kardeşimin karısına gidiciyim, öbür dünyayı merak ediyorum, evlenmicem diyo...Ulan bana ondan önce söylemiyo ağzına sıçtımının karısı... F- Keşke Oktay Bey’e gelseydin onunla beraber... P- Çocuğun içine doğmuş, içine, içine... O- Bunalımdaymış çocuk, haberlerinde yok... P- Dayımın kızının oğlunu görmüş durakta, ben demiş ölücem ama depremden ölmi-cem demiş... O- Peki bu 6 tane şerefsiz seni kaçırdığı zaman oğlunun haberi oldu mu? P- Yooo... Askerdi o zaman... Kesinlikle fark etmedi... Öyle şeyden bahsedilir mi? O- Yok öyle demedim, birileri söylemiştir, olabilir mi? P- Yok canım... Kimseye söylemedim ki ben zaten... O- Şunun için soruyorum, çocuklar duygusaldırlar. Annesine laf söylemez, dokuz ay karnında taşımış annesi sonuçta... F- Şaşırıp da anlalmayasın? P- Yok yaaa. Kafayı yemiş bu... ne diyo Allah askına? (Fatmaya) O- Neyse çocuk 16-17 yaşına geldiği zaman haberi nerden olabilir? Sen eve geç mi geliyordun? P- Ne bileyim unuttum... Geç geliyodum... O- Bi şey demez miydi? P- Ya biliyodu... Bi aralar anne niye bu işi yapıyosun falan diyodu., ben bi ara pavyonlarda falan çalışıyodum biliyodu. Oğlum diyodum ben tutunacak dalımız yok bak, başımızda erkek yok, kendisi okuyodu o zamanlar, orta okula gidiyodu... oğlum bak sen çahşmıyosun, elin ekmek tutmuyo, sen çalışmıyosun, ben çalışıyorum, neyle geçinecez diyodum... O- Evlen filan demiyo muydu sana? P- Dedi bi kaç defa da, ben kafa dengi birini bulursam evlenmeyi düşünüyorum diyo-dum, ama hani oğlum için evlenmiyodum. Oğlum sen kocaman oldun, belki üvey baba seni istemez diyodum... O- Ama belki şunu istiyodu; annem birisiyle evlendi, kurtuldu falan... P- Onu da denedim, olmadı be., cık cık... O- Gençliğinde pavyonda mı çalıştın? P- Zamanında çalıştım... O- Leman Hanım seni ilk pavyona mı düşürmüştü? P- Yok, o kadınla alakası yok. ben kendim düştüm pavyona... O- Sonra niye bıraktın pavyonu? P- Öyle icap etti, boşver... O- Bi adam mı çıkardı? P- Ben İstanbul dışında çalışıyodum pavyonlarda... Acentalar beni çok borçlandırdı. En son Diyarbakır’da çalışıyodum... Ahlak polisine sığındım. Polis beni İstanbul’a gönderdi. Kaçtım. Çok borçlanmıştım, ödeyecek durumda değildim. O zamanın parası 15-20 milyon,.. O- Kaç yıllarındaydı ki? P- 28-29 yaşlarındaydım. Pavyondan geneleve sattılar beni orospuçocukları.. Acenta... Yapan kişi de tanırsın belki, vardı ya... Ahmet ÜNVER.. Eşşoğlu eşşek... O- Haberin olmadı mı? P- Nerde... o zamanlar aklım ermiyodu ki... Nerden bileceksin pavyonda... O- Pavyondan geneleve satıyo seni nasıl haberin yok ya...? P- Cahildim o zamanlar... O- Kaç sene kaldın genelevde? P- 3-4 ay kaldım... O- Nasıl borçlandırıyorlar genelevde? P- Ya şimdi sen artissin. Artist derler orda çalışan kadınlara... Mesela çok afedersin sen benim menejerimsin... mesela diyosun ki, Ahmet abi müşteri beni beğenmiyo. iş yapamıyorum burada, içki sattıramıyorum. beni burda başka pavyona, başka dükkana ver diyorum mesela. Oraya da borçlanıyorum tabi. yani gebe kalıyosun menejerine, kendi kendine iş bulamıyosun, çalışma karnen olduğu halde iş bulamıyosun. yasal çalışacan iş bulamıyosun mesela... Büyük dükkanlara menejer olmadan gidemiyo-sun... konsomasyon olarak., o da senin bir günlük yövmiyeni kesiyo.. O zamanın parası günde 10.000 lira alıyodum. Düşünebiliyor musun? O- Geneleve nasıl sattı? P- Ya dükkana borçlanıyosun, borcun olmadığı halde borçlu çıkartıyo seni adi şerefsizler... öyle öyle borçlandık., ordan da geneleve sattı, ne oldu, ben ordan da sıyrılmasını bildim... O- Aferin be, nasıl sıyrıldın? P- Eee, ben Diyarbakır gibi yerden genelevden, sıyrıldım... Mesela şimdi ahlak polisi her gece bizi, Sezai Bey vardı mesela, çok dünya iyisi bi insandı, ahlak başkomseri, her akşam gelirdi kızları kontrol ederdi, kızları dinlerdi böyle, orda dayak atıyorlardı kızlara biliyor musun? Gel bakalım derdi, herhangi bi şikayetiniz var mı? Oralarına şişe sokarlarmış yani... Allah korusun yani... Genelevinde Diyarbakır’da,,. Tabi çok şükür böyle bi olay başıma gelmedi, neyse, her akşam sorardı, biz de patronun yanında söylemeye çekiniyorduk, sorun olmaz olur mu Diyarbakır’da? İzin günlerinde serbesttik biz mesela... isterse milyonlarca borcun olsun salıyolardı... itimat sağladıkları sürece... Rahmetlim küçüktü o zaman... beni oraya satan pezevenk vardı bi tane, orospuçocuğu, menejerin yanında çalışıyodu, beni oraya satan... Meğer benim adıma gizli gizli içerden para çekiyormuş şerefsiz adi... patron dostuydu zaten... Abla dedim sen benim haberim olmadan nasıl para veriyosun dedim, fıttırdım o zamanın parası içerden 15-20 milyon borç yaptırmış. Altına siyah şahin arabası çekmiş orospu çocuğu. Hatta bi gün yemeğe götürdü beni Diyarbakır’da, Hazar gölünün kıyısında izin gününde yemeğe götürmüştü... Dedim peki, bu araba nerden çıktı dedim. Bugüne kadar yoktu, “ya dedi Esra dedi bi yere (o zaman adım Esra’ydı..,) iş bağladık, yani karı sattık dedi, patronla yarı yarıya bölüştük dedi paraları. Onun da çok borcu varmış, borçlanmış pavyona dedi. O- Diyarbakırlı mıydı? P- Diyarbakırlı’ydı ibne pezevenk... Öyle mi, öyle dedim... benim paralarla almış arabayı. Birgün ben naptım biliyo musun? Dedim ki orospu çocuğu yoktu evde, işi Ankara’daydı. Devamlı oraya gidip geliyodu, bürosu Ankara’daydı... Annesi babası evde. Annesi Türkçe bilmiyodu. 7 kardeşti, ‘çok kalabalıktı ailesi... Annesine dedim ki, pazartesi, perşembe günleri izin günlerimizdi, oğlumu alıp şöyle biraz gezdiriyim. alışverişe çıkarayım dedim. İşi bi gün evvelden planlamıştım, o zaman çocuk 7-8 yaşlarında... Aldım rahmetlimi doğruca Diyarbakır Emniyet Müdürlüğüne... asansöre bindim, çıktım en üst kata... Sezai beyin yazıhanesi en üst kattaydı... ben dedim Sezai beyle görüşmek istiyorum, mümkünse özel dedim. Tamam dedi polis buyrun hanımefendi dedi... çıktım Sezai beyin yanına, durum böyleyken, böyle böyle dedim. Ben bu memleketten kurtulmak istiyorum, bunlar af edersin beni (öksürur) çalıştırıp çalıştırıp sigara parası bile vermiyorlar dedim. Siz oraya geliyordunuz kızlar bi derdiniz, bi sorununuz var mı diyordunuz ama biz patrondan çekindiğimiz için bişey diyemiyoduk... çünkü öyle bi şeydi ki afedersiniz başımıza tükürüyorlardı... Orada ağzımızdan bi şey çıkmasın diye... bende derdimi burada anlatmayı istedim, onun için buraya geldim’ dedim... Bizi çalıştırıp çalıştırıp akşam hesap görüleceği zaman kazancımız yan yana olduğu halde pezevenkler hesabımızı kesiyolar dedim... Komserim siz iyi, duyarlı bi insansınız, siz bizim babamızsınız dedim adama... Lütfen bana bu iyiliği yapın ben bu memleketten gitmek istiyorum dedim... Bak dedim çocuğun okul zamanı geldi. Rahmetlim o sıra 7-8 yaşında, çocuğumun kimliği yok... burda kimlik çıkartaramıyorum. Çocuğum İstanbul’a kayıtlı olduğu için ordaki kütükten çıkartıcam, hem kimsenin kimsenin istikbaliyle oynamaya hakkı yok dedim komsere... Bizim borcumuz olmadığı halde bizi borçlu çıkartıyorlar dedim... Tamam dedi kızım sen şimdi git yerine hiç bişey olmamış gibi geneleve git dedi. taksi parasını o zamanın parasına 100-200 bin lira verdi cebinden... Çocuğu da götür dedi bakıcısına (öksürüyor) O- Bayat ekmek çiğne, ben de de oldu mu öyle yaparım... P- Gittim neyse, senin dedi beş kuruş borcun yok onlara dedi.. Sezai Bey.. Onların ecdadını sikerim, senden para almıyacaklar dedi, sonra ertesi gün geldi, bu kadınların yol parasını vericeksiniz dedi... Ben dedim ki komsere ben bu hayattan çekilecem çocuğum da büyümek üzere dedim... Rahmetlim için... Ben evlenecem dedim, İstanbul’a gidince ya evlenicem, ya işe giricem dedim. Tamam dedi, kızım dedi onlar vermezse al paranı ben vericem dedi, sen çok yürekli bir kadınsın dedi... O- Seni nasıl gönderdi peki? P- Galiba orada söyledi... Bu kadın bana geldi derdini anlattı dedi, hem bu kadının çocuğu okula gidecekmiş dedi, hem çekilmek istiyomuş dedi... O- Peki onlar ne dedi? P- Komserden korkuyolar... Eli ayağı titriyo hepsinin... Koskoca emniyet amiri... Sonra patron, valizlerini toplamaya başlasın dedi... biz kendi arabamızla, kendi elimizle terminale götürecez dedi... Komiser bunları yapmazsanız çok kötü olur dedi. Evinizi süresiz kapatırım, ruhsatınızı alırım dedi. O- Sana bi şey demediler mi? P- Nasıl söylesinler... Bu kadına yarın telefon edicem tek bi şey söylediğiniz taktirde çok kötü olur dedi... O- Seni bindirdiler gönderdiler... P- He he... Belki bi kaç kişi daha böyle yapsa... O- Komiser, iyi adammış, sana sulanmamış... . P-Yok yok... O-Aferin sana... P-Oktay Bey Diyarbakır gibi bir yerden kurtulmak, düşünebiliyor musun? O- Allah belalarını versin...
|
|
| Son Güncelleme ( Cuma, 01 Ocak 2010 ) |
| Sonraki > |
|---|












