|
KASETSİZ REZALET ŞÖHRET/ 4. BÖLÜM |
|
|
|
|
Pazartesi, 24 Aralık 2007 |
4.BÖLÜM….solist gibi paramı alamadım. Ama çok yerlerlere para kazandırdım. .. Bekle dediler bu yaşlı adamla kadın ölür. Miras sana kalır. Ne beklemesi efendim. İç güvey girdim. İkisi de kan kusturdular bana. Evde bulaşık yıkamaya başladım kadın gibi. Temizlik yapmaya başladım orda iç güvey olarak. Temizlikçi oldum. Sağa sola gittim. Bulaşıkçı oldum, temizlikçi oldum yani kendimi kadınlıktan kurtarayım dedim, yine kadın oldum.
Yani nerdeyse kalsaydım bana kilotumuzu yıka diyeceklerdi. Yani böyle bir duruma düşecektim. Artık ben bunlara yaşamak istemiyorum. Ağrıma gidiyor bazı şeyler. Hep ağlıyorum. Hiç gülmedi ki yüzüm. Ağlıya ağlıya artık anam ağladı. (ağlayarak anlatıyor) Artık intihar edersem bunun sebebini tek bir şeye bağlıyorum. Eğer ki inşallah etmemde edersem diye. Bunalımlara giriyorum arada ya. Yani benim hayat mücadelem hep acılarla geçti. Dadılık oldum, hizmetçi oldum. Değişen bir şey olmadı. Hep aynı yere döndüm. Ben para kazanamadım kazandırdım. Kıbrısta iyi çalışmalar yaptım. Kadıköy’de Anılar düğün salonunda çalıştım. Çalıştım ekmeğimi aldım. Her hafta 4-5 tane düğüne çıkıyordum. Kazandık ekmek orda da. İşte hep böyle yaşadım. İnsanlar hep az para vermeye çalıştılar ve az verdiler. Bizim elimizden tutan arkamızda olan bir insan olmadığı için az paraya çalıştırıyorlar tabi. Ben ders de aldım. Nuri Benliyle ders aldım. Tanbur Kemani. Bana dediler git Fahrettin Aslan’a kapıyı çal. Seni şarkıcı yapsınlar. Meşhur ol . Gittim çaldım. Girdim “senin gibi insanlar çok” dedi. Önce yazıhaneye gittim. Ordan gönderdiler beni. Derken oraya telefon açıyor “niye gönderiyorsunuz bu insanları başımıza” diyor. Bende bir girdim odaya “kendine gel Fahrettin bey kendine gel” dedim. Bir vurdum masaya “ben sanat delisiyim” dedim. Sonra hemen “otur evladım otur” dedi. Yardım edeceksin birde dedim. Sana baba diyorlar. Bize niye yardımcı olmuyorsun. Sonra telefon açtı. Nuri Benli’ye bana ders vermesi için gönderdiler. Ders aldım. Kıyafetler alındı, harçlıklar verildi, afişler asıldı. Sibel Can hanımefendi assolist çıkacağı sırada yani o zaman dansözlükten assolistliğe çıkıyordu. Yani duyduğum “bu homoyu niye aldınız. Türk sinemasında kadınları oynuyor” dedi. Fahrettin beyde dinliyordu beni beğeniyordu. Ama böyle bir durum yaşadım. Ondan sonra da işte Fahrettin bey çağırdı. Sesin çok güzel ama bize yaramazsın. Sen kalitesiz ibnesin dedi. Beni ordan ayırdılar. - Bu kadar çektiğim acılar, sıkıntılar varya ne bileyim ben böyle bir duruma düşecek insan değildim. - Hayatımda en çok özlediğim şey şöhret olmak. Bir evim bir arabam olsun istiyorum. |
|
Son Güncelleme ( Salı, 15 Nisan 2008 )
|