|
KERHANE'DEN AYŞE ANLATIYOR.../ 4. BÖLÜM |
|
|
|
|
Pazartesi, 24 Aralık 2007 |
4.BÖLÜM …..müşterilerle mi konuşuyorsun. Borcunu öde gider birini bulur kurtulursun gibi bir sürü laflar etti. Ben nereden bileceğim komünistlik sigorta, sosyal hak, her müşteriden bir şey öğreniyordum. Ama ne fayda bana faydası olmayanın papazı derler ya. Bende aynı şeyi yapayım.
Bir akşam zoraki dostum zorla biriktirdiğim iki altın bileziğimi zorla aldı. Kaç saat kavga ettik bileğimi incitti. Aldı. Allah belasını verdi sonra mazlumun ahını alma derler. İki gün sonra sokağın arkasındaki kahvede bıçakladılar. 1 ay sonra da hastanede öldü. Valla öldüğü gece haberi duyunca odamda kendi kendime beş dakika göbek attım. Pijamalarını helaya soktum soktum çıkardım. Sonra kimse alıp giymesin diye eşyaları makasla parça parça ettim. Kimseye kötülük bulaşmasın diye. Sonra çöpe attım. Kötü pezevenk dostum öldükten sonra, kendimi daha iyi hissetmeye başladım. Çabuk iyileştim. Gülmelerim fazlalaştı. Evdeki kızlar, “Hadi Ayşe, iyisin iyisin diye dalga geçiyorlardı. Bazıları da beni sevmedikleri için. “Dostu öldü ya, onun için seviniyor. Ölenin arkasından gülünmez kızım” diye laf sokuşturuyorlardı. Kendi kendime, “ Hay Allah’ım, gülsen suç, ağlasan suç bende kafayı yemeye başladım, odamda kendi kendime gülüyor göbek atıyordum. Bari kimse ne yapıyorsun diye sormuyordu. Hafta içi izin günümde çocuğuma gidiyordum. Bakıcı ablanın evinde yine aynı olaylar bozulmadan devam ediyordu. Evin oğlu ile yine yatıyordum. Mecburiyet çocuğumu atmasınlar. Bir gün bir genç müşteri geldi. Çay falan söyledi. Havadan sudan konuştuk bir ara “Devlet sizin sırtınızdan vergi alıyor. Patronlarınız milyarder oluyor. Siz Nasıl çalışıyorsunuz? Dedi. Ben de “Nasıl çalışacağız, hasta da olsak sağlam da olsak kim gelirse yatıyoruz” dedim. Biraz daha konuştu, ne dediğini anlamadım. Yatmadan çıktı gitti. “Sonra düşündüm de o kadar hasta yattım patron geçmiş olsun bile demedi. Demediği gibi borcuma borç ekledi. Cahil mahildik ama gelen müşterilerle yaptığım sohbetlerde bir şeylerin ayırdına el yordamıyla da olsa varıyordum. Devletin bizden vergi aldığını çok iyi biliyordum, patronların nasıl yaşadıklarını lüks arabalarını görüyordum, gelen giden sivil ahlak polisleriyle muhabbetlerini her şeyi biliyor görüyordum. Arada biri sigorta müfettişleri geldiğinde bizi odadan çıkarmıyorlardı. Ama ben neyim ki alt tarafı basit bir sermayesin, kapana düşmüşsün, borçlanmışsın, bakıma muhtaç çocuğun var, kaçsan kaçamazsın, patronların köpekleri….. DEVAMI HAFTAYA |
|
Son Güncelleme ( Salı, 15 Nisan 2008 )
|