Calendar Date

Eyl
09
2010
Today
  • Advertisement
  • Advertisement
  • Advertisement
SOKAK MOBİLYALARIPINAR

Cuma, 21 Mart 2008 | Administrator

SÖYLEŞİ : OKTAY GÜZELOĞLU ADI : PINAR Pınar: Ya işte çocuğun intiharı...
Devamı

SON DAKİKAMedyum Ayten 2010'u Yorumluyor "değişen bi durum yok"

Perşembe, 08 Ocak 2009 | Administrator

Hiç TV  ( Diğer...
Devamı

Döviz Kuru(TCMB)

USD Alış1.5033 YTL
USD Satış1.5106 YTL
EURO Alış1.9179 YTL
EURO Satış1.9272 YTL

İstatistikler

OS: Linux l
PHP: 5.2.13
MySQL: 5.0.90
Zaman: 00:08
Caching: Disabled
GZIP: Disabled
Üyeler: 829
Haberler: 98
Web Bağlantıları: 6
Ziyaretçiler: 246978

Arşiv

Psikolojik olarak bozuldum! PDF Yazdır E-posta
Pazar, 18 Kasım 2007
Psikolojik olarak bozuldum!

 Adı: Recep Bülbülses
Doğum yeri: 1965-Fatih
Mesleği: Şarkıcı
-    Recep gel sohbete çocukluktan başlayalım. Hı… Ne dersin?
-    Tamam, çocukluk günlerimden başlayayım.
-    Tamam serbestsin. Başla.
-    Ağlarken o yüreğim gönülden taşıyordu.
-    Oğlum şiir okuma, hikayeni anlat.
-    Sonradan çok küçük yaşta okula gitmeye başladım. 7-8 yaşında. Okullarda kendi kendime kıvırmaya başladım okul köşelerinde. Ve okulda kıvırdığımı hatırlayamadım. Çocuktum, babam baş komiserdi. Annem ev hanımıydı. Beşkardeştik. Hep senelerdir beni döverek söverek geceleri beni içki aldırmaya götüren abim vardı. Abi diyemezdim. Beni yerden yere atıyordu. Ne acı yaşadım, hep ağladım. Ve sonra çalıştım. Çalıştığım zaman paralarımı elimden ağabeylerim aldı. 7-8-9-10 yaşına kadar okudum. Hiç doğru dürüst bir sınıfı geçemedim. 1’den ikiye atlayamadım ve bunun acılarını çektim. Çok yaramaz bir çocuktum ama ateş parçası gibiydim. Hep acılar çektim. İçkileri gördüğüm zaman kendi kendime nefret uyandırırdım. Uyandım ve nefret ettim. Abim döver, söver ağzına sıçayım, ibne, göt, çabuk git bana içki al derdi ve beni ayrıyetten döverdi. Abim bana hiçbir zaman ağabeylik yapmadı. Abilik yaşamadım. Abi demek için bin şahit ya da yüz bin şahit lazım. Kardeşlerine sahip çıkmadı. Kardeşlerini iyi bir hayatta yaşatmadılar. Çok varlıklı bir ailem vardı. Ne yazık ki ben gözlerimi açtığımda ne varlık gördüm, ne apartman ne ev, evimiz bile vardı. Arsamız bile vardı. Sattılar, karıya kıza, oraya buraya yediler. Bir açtım gözlerimi 6-7-8 yaşındayken fakirliği yaşadım. Ve Çorlu sinemasında çıraklık yaptım. Çıraklık yaptığım zaman Yeşilçam’a 10- 11 yaşında girdim. 11 yaşında film taşıdım. Yani makinistler bana film taşı dediler. Makinist bir gün 11 yaşındayken beni sıkıştırdı. Ve orada beni öpmeye başladı. Kız gibi çocuktum. O zaman tecavüze uğramadım. Ondan sonra çok çileler çektim. Bazı insanlara yer gösterdim, bazı insanlar beni ellemeye başlardı. Koca Mustafa Paşa’da Çorlu Sineması. Ve orada da  Reks Sineması vardı galiba. Her neyse orada film taşıdım, yer göstermeye başladım vs. derken oradaki büfeci asılmaya başladı. 12 yaşındayken böyle bir hayat yaşadım. Hoşuna mı gitti Diyeceksiniz? Eh galiba hoşuma gitti. Gitmedi desem yalan olur. Ama neden gitti. Gitmez olsaydı keşke. Nalet olsun böyle hayat. Ama işte hayat böyle devam etti. Ondan sonra bir gün bir tane çocuk tanıdım 16- 17 yaşında. Çocuk bana tokat vurdu. Ben o zaman 13 yaşındaydım. Beni sıkıştırmaya başladı. Elinden zor kurtuldum. Apartman köşesindeydim. Ondan sonra tokatı vurdu, bana tecavüz etme olayları vardı. Etmeden kaçtım ben. Sokaklarda çok kaldım. Yaşadım ama aç kaldım. Yeşilçam’a geldim. Bazı konularda homoseksüel, kadın oynamaya başladım. Aç kaldım, otellerde kaldım, hiç kimse sahip çıkmadı. Otellerde 14 yaşındaydım. Otellerde tecavüze uğradım. Çok zorluklar çektim. Ama param yoktu. Çaresiz kalmıştım. Adama rica ettim. Abi dedim otelde kalayım. Otelci işte geceleyin odaya girdi. Orada öpmeye başladı. Sevmeye başladı beni, ondan sonra tecavüz işte. Otelde adamla yattım kalktım bedava otelde kaldım.
-    Peki, otelci seni bedava mı yatırdı? Yoksa…
-    Yok canım. Yani adamla yattım ve orada bedava kaldım. Sonra da otelci kovdu beni.
-    Niye otelciyi memnun etmedin mi? Yoksa otelci mi senden memnun olmadı?
-    Yok, abi 3 gün kaldım orda.
-    Niye kovdu seni?
-    Ondan sonra birkaç kişide sulanmaya başladı. Otelcilerin arkadaşları sulanmaya başladı. Oradan oraya. Onun için bende psikolojik olarak bozuldum. Niye yapıyorsunuz dedim otelciye. Otelcide git buradan senin gibiler yaşamaz buralarda dedi. Yani böyle bir hayat yaşadım. Ve bu otelcileri de ben tamamıyla protesto ediyorum.
-    Recep protesto etmek için biraz geç kalmadın mı?
-    Doğru abi, ama bu otelcilerin insanlıkları tamamıyla sıfır diyorum.
-    Otel neredeydi?
-    Otel Tarla başı’ ndaydı. Yaşadık o zaman. Otelci Kovdu. Başka bir otelde kaldım. Bazı insanlar benden yararlanmak istedi. Bazı insanlar beni dövdü, bazı insanlarla esrar içtim, hap içtim. Oranın iti kopuğuna düştüm. Birkaç kişiydi. Onlar kullanmaya başladılar. Hep kullanılmaya devam ettim. Kullana kullanıla bu hale geldim işte. Yaş 38 oldu yani.
-    Oğlum sen de bu yaşa kadar hiç doğru işte çalışmadın mı?
-    15 Yaşından sonra Yeşilçam’a girdim. Tecavüze uğramıştım. Manavda çalıştım. Evlere malzeme götürüyordum. Bazı insanların kocaları asılıyordu, bazı insanların çocukları asılıyordu. Böyle bir hayat yaşadım. Bakkal taciz etti. Ondan sonra manavlık yaptım. Manavcı asıldı. Manavcıyla yattım. Marangozla çalıştım, marangozla yattım. Ondan sonra kuaförde çalıştım, kuaförcülerle kaldım. Ondan sonra gittim hamallık yaptım, hamallarla yattım. İnşaatta çalıştım. İnşaatta af edersin 10- 12 kişi üstümden geçti. Ve böyle yaşadım. Yeşilçam’a geldim. Onu oynarsın bunu oynarsın derken başladım, oynamaya . Kvır, kıvır oyna derken bu hep böyle devam etti. Kıvırmaya başladım, oynamaya başladım, genelev filmlerinde oynamaya başladım.
-    Ne oynadın filmlerde?
-    Valla ne bileyim çok filmlerde oynamaya başladım, çok acılar çekerek yaşadım. 5 kuruş verdiler 10 kuruş verdiler.
-    Recep hiç kendine ait bir odan olmadı mı?
-    Bugüne kadar hiç içine girip yaşayacağım evim olmadı. Hep otellerde kaldım. Arada bir bazıları bana bir göz oda falan verdiler. Pislik içinde öyle yaşadım. Bu yaşamaya da artık yaşamak mı denir? Kendime ait ne bir evim ne de doğru dürüst hiçbir şeyim olmadı. Ve bugüne kadar hasretliğini duyduğum sıcaklığı hiçbir zaman bulamadım. Herkesin koynunda buldum sıcaklığı.
-    Recep keşke sıcak değil de, soğuğu arasaydın!
-    Yani koyundan koyuna geçtim. Kucaktan kucağa geçtim. Böyle yaşadım. Buna da yaşamak denirse nalet olsun böyle yaşamak.
-    Yeşilçam’da neler oldu?
-    Yeşilçam’a girdim orda artisler beni hor gördü. Jönler hor gördü, artisler hor gördü. Setçilerden, ışıkçılardan yine birkaç kişiyle yattım.
-    Yav Recep sen de nereye gittiysen, hep yatmışsın be oğlum?
-    Ama gerçekler bunlar. 16 yaşında ayrıldım İstanbul’dan. Eskişehir’e gittim. Eskişehir’e kendim gittim. Kaçtım evden. Zaten sokaklardaydım. Yani evden değil de İstanbul’dan kaçtım. Çalışayım pavyonlarda dedim. Orda da dört kişi otele götürdüler. Pavyona götürdüler. Derken bir kişi diye aldılar ama 4 kişi aldılar beni otele götürdüler. Bağladılar beni yatağa, tecavüze uğradım. Çok büyük bir tecavüze uğradım. Allah kimseye de vermesin. Öyle bir acılar çektim ki ertesi sabah bir kalktım ki, yani zaten kalkamadım, bağlıydım ama her tarafım ama her tarafım kan içinde, ısırıldım, her tarafım morardı, çorok içinde kaldım. Böyle bir canavarların eline düştüm. Bu canavarlardan Allah bizleri korusun. Ben çok çektim ama gelecek çocuklar korunsun. İnşallah bu duruma düşmesinler. Ne yazık ki şimdi senelerdir14- 15 yaşında birbirine hallettiren insanlar var. O da öyle bir durum. Eskişehir’de iki sene yaşadım.
-    Recep şimdi Eskişehir maceralarını anlat. Neler oldu? Orada ne yaptın?
-    Orada biraz daha güzel yaşadım ama bazı olaylardan psikolojik olarak kötü duruma düştüm. O olaydan sonra hemen İstanbul’a kaçtım. O olay başıma gelmeden önce pavyonda çalışıyordum. Orada öyle fazla yatma kalkma yoktu. Seviştiğim bazı insanlar vardı ama. Tabi bunlar duymuşlar ona göre beni kaçırdılar. Oradan tekrar İstanbul’a geldim. İstanbul’da Yeşilçam’a geldim. Artis oldum, film çevirdim. Patroniçe, acıların çocuğu Emrah, onu bunu derken kıvrak oynadım, homoseksüel oynadım ve bir türlü de homoluktan çıkamadım. Yani doğru dürüst delikanlı rolü, bir serseri rolü vermediler. Hep böyle yaşadım ve böyle yaşamaya devam ettim. Böyle yaşamak da artık ağırıma gidiyor. Şimdi tipim tam erkek tipi. Öyle oğlan tipine benzer bir tipim yok. E nasıl yaşıyorum. Bakan beni kadınsı görmüyor, görmeyince de bazı şeyler ağırıma gidiyor, zorluk çekiyorum. E tabiî ki dediğim gibi de Allah kimseye zorluk çektirmesin. İnsanlara cazip gelmek için kadın eteği giymek lazım, onu giydim, makyaj yaptım, travestilik yaptım, otostopa çıkıyordum. Otostopta çok güzel çok değişik manalar geldi başıma. Otlara götürdüler beni.
-    Niye yayılmaya mı götürdüler seni? Koyun musun sen oğlum?
-    E yani otlarda bahçede. Araba orada, arabanın üstünde adam… Derken işte böyle bir yaşama yani arabanın üstünde oturdu, arabanın üstünde devam ettik. Kötü şeyler de geldi başıma. Arabalar bırakmadı beni. Beni soydurup da bıraktılar. Donla kaldım ormanlıkta Belgrad Ormanı’nda. Ondan sonra iki kişi halletti bıraktılar kaçtılar. Öylece kaldım. Ondan sonra koştum ufacık bir kulübe gördüm. Kulübenin içinde işte birkaç kişi içiyordu. Girdim oraya “abi” dedim. Derken onlarda bizi halletti. Kaçtım…
-    Valla Recep, sen anlatıyorsun, ben yoruldum. Hiç mi Doğru birine rastlamadın?
-    Yok… Oradan öyle devam ettim. İzmir’e kaçtım. Sakız sattım. Dedim giyeyim eteği çıkayım sahneye dedim. Küçük Maksim’de çalıştım, İzmir’de. Sakız sattım. Dilsizlik numarası yaptım, fazla para versinler diye. Simit sattım. Kuşyemi sattım. İki tane yaşlı adamın evine sığındım. Ondan sonra hep ağladım. Çok yerde şarkıcılık yaptım, İzmir’de, Bursa’da, Eskişehir’de. Ankara’da Göl Gazinosuydu o zaman oranın adını hatırlamıyorum meşhur bir gazino vardı orada, bir adam gel dedi, seni artist yaparım. Götürdü Kızılcahamam’a. Otele götürdü beni. Aynen kaldık. Mersedesle aldı beni. Bir gün kaldık. Artist yaptı beni. Ertesi gün biraz harçlık verdi adam bıraktı gitti.
-    Belli… Tam artist olmuşsun. Adam bulursan dua et! Peki, Recep çocukluğunda hiç unutamadığın bir anın var mı?
-    Çocukluğumda unutamadığım anım olarak, iki tane kadın vardı, pavyonda çalışıyorlardı. Bende çiçekçide çalışıyordum. Yerlerde yatıyordum. Tahtaların üstünde gördüler beni. Aldılar beni ama ne yazık ki beni kullanmaya başladılar. Adamlarla düşüp kalkan insanlar ne yazık ki benden de faydalanmaya çalıştılar. O kadılar evde beni adamlarla yalnız bıraktılar. Öyle işte adamlara sattılar beni. Çocukluk anılarımda çok acılar var. Babamı görmedim. Annem ne yapsın cahil bir kadındı. İlkokul birden çıkmıştı. Ama ne yazık ki çocuk yapmayı biliyorlar ama yönetmeyi bilmiyorlar. Yönetirsiz anne, abi, baba olursa ki ben babasız yaşadım. Allah ne babasız, ne anasız bırakmasın kimseyi diyorum. Ağabeysizde bırakmasın ama abi olursa iyi. Anneye bir şey demiyorum. Anne her zaman annedir. Hayatım hep böyle devam etti. Hiç değişmedi. Ne yaptıysam homoluktan bir türlü çıkamadım. Homo demek ne demek eşcinsel demek.
-    Recep bir de senin evlilik olayın var. Bu kadar olaydan sonra, bu evliliğe nasıl atladın? Evliliğinde neler yaşadın?
-    Zengin ve geri zekâlı bir kızla evlendim. Çınarcıkta Kaya Gazinosunda çalışıyordum. Geri zekâlı bir kız Allah kimseyi düşürmesin, benden 15 yaş büyük. Evlen dediler. Sana daire alırlar. Sonra beni damat olarak kabul ettiler. Sonra dediler sen eşcinselmişsin sana vermiyoruz kızımızı. Evlendik sonunda yani. Nişanlıydık ayrıldık sonradan, yeniden barıştık evlendik işte. Dediler artık sana daire alıcaz, iş kurucaz. Hep sömürdüler, ne işyeri açtılar, ne daire aldılar. Çalıştığım parayı bile aldılar. Onların evinde kalıyordum. Benim kayınvalidede kumarbazdı. Her gün çanak oynardı. Çanaktan aşsa da çıkmazdı. Evlere partilere falan giderdi. Damatları oldum. Birkaç sene kaldım ama birbirimizi bir iki ay gördük. Ben Kıbrıs’a çalışmaya falan gidiyordum. Oraya buraya kaçıyordum. Bıkmıştım artık son zamanlarda. Yürümedi evliliğim. Bende dengesizlik vardı zaten. Ama bu kadar dengesizlik yoktu. Ben her şeyi akıllıca yapmaya çalışıyordum. Kadınlardan hiç hoşlanmadım. Hiçbir kadına karşı ilgi duymadım. Duygularım sıfırdı. Hiç erkeklik duygum olmadı yani hep böyle. Ama bir insan ailesini bana bıraksa aynı gelir aynı gider. Yani böyle bir hayat, cazip gelmiyor bana. Ben demek ki acı çekmeye geldim dünyaya, ya da Allahın verdiği bir olay. Bunu değerlendirmek bir yana artık çok yanlış olaylara gidiyorum. Yani kendi açımdan söylüyorum Allah kimseye vermesin. Ben yaşıyorum diye böyle bir hayata keşke yaşamaz olsaydım. Keşke bu durumları görüp de daha farklı bir insan olsaydım. Daha iyi bir erkek olmak isterdim. İkisinin ortasını yaşıyorum.
-    Kadınlardan hiç hoşlanmıyorsun, karınla yatıyorsun… Yatabildin mi bari?
-    Yapamadım. Eczanede iğne oldum, iğnedeki etki ağırlığını gösterince, benim şeyim kalktı, zevksiz oldu. Eşcinsellerin evlenmesini tasvip etmiyorum, kandırmaca yaşanıyor.
-    Karını hiç aldattın mı?
-    Çoookk.
-    Erkekle mi? Kaç kere aldattın?
-    30, 40, 50, 100,
-    Peki,  Recep, anlatmaya devam…
-    İkisinin ortasını yaşıyorum ama kadın ruhunu yaşıyorum ama görünüşüm erkek. Yani böyle bir hayat, böyle bir sefalet yaşadım. Ne yazık ki bugüne kadar hiçbir pavyoncu beni senelerden sonra kız gibi görmüyorlar. Eskiden kız gibi görüyorlardı, alıyorlardı, çıkıyordum sahneye. Yaşlandığım için herhalde görünüş olarak daha erkeksi oldum. Eh bir evlilik yaptım. Ondan ayrıldım, abisi tehdit etti. Sen git mirastan mahrum olacaksın. Seni istemiyoruz dedi. Çok aç gözlüydü. Trafik kazası geçirdi, birkaç ay hastanede yattı. Bir de böyle bela açtı. Yengemiz cazgırdı. Allah verdi bi bela ama yine kurtuldular. Benim karım zavallıydı. Acizin biri. Hiçbir dediği yerine gelmezdi. Çünkü geri zekâlıydı. Doğuştandı bir de… Ben bile bile aldım zaten. Hadi dediler onu alırız, bunu alırız, yaparız, ederiz. Hiçbir şey de yapamadılar. Ne ev aldılar, ne at aldılar, ne kat aldılar. Bir gün oldu altıma bir külot, palto vb aldılar. Kendileri evlendirdiler, kendileri ayırdılar. 50 mi, 60 mı, 70 mi, 80 milyon aldım kaç sene evvel, 7 sene önce falan, 4–5 sene evli kaldım. Bİ orada yaşadım. Kaçıyordum başka yerde kalıyordum. Yani bize yardımcı olmadılar. Bir gün olsun o durumdan dolayı yakalanmadım. Yaşamanın acısını çektim. Yalvardım bazı insanlara kasetin çıkacak dediler. Yardımcı olacaz dediler. Kayınpederim hem bizi ordan kandırdılar, hem buradan kandırdılar. Yüreğim kan ağladı. Artık yaşayamaz duruma geldim. Yani sonunda birkaç kere intihar ettim. O zaman gırgır şamata olarak intihar ettim ama bu benim açlığımdan dolayı. Gerçeği yansıtmak istemedim. Ben ayrılmak zorunda kaldım. Abisi mahkeme derken, ayrıldık. Kadından da kadın olmaz hiçbir zaman. Geri zekalıyla hayat yaşadım. Ayrıldım sağa sola gittim. İşime gittim. Para kazanamadım tabi. Adamlar çalıştırıyorlar beni otel paramı, yemek paramı veriyorlar, alıyorum. Yani ben bugüne kadar assolist gibi çalıştım. Ama assolist gibi yemeğimi yiyemedim. Solist gibi çalıştım ama solist gibi paramı alamadım. Ama çok yerlere para kazandırdım… Bekle dediler bu yaşlı adamla kadın ölür. Miras sana kalır, ne beklemesi efendim. İç güvey girdim ikisi de kan kusturdular bana. Evde bulaşık yıkamaya başladım kadın gibi. Temizlik yapmaya başladım orada iç güvey olarak. Temizlikçi oldum. Sağa sola gittim. Bulaşıkçı oldum, temizlikçi oldum yani, kendimi kadınlıktan kurtarayım dedim, yine kadın oldum. Yani neredeyse kalsaydım bana külotumuzu yıka diyeceklerdi. Yani böyle bir duruma düşecektim. Artık ben bunları yaşamak istemiyorum. Ağırıma gidiyor bazı şeyler. Hep ağlıyorum. Hiç gülmedi ki yüzüm. Ağlıya, ağlıya artık anam ağladı. (ağlayarak anlatıyor) Artık intihar edersem bunun sebebini tek bir şeye bağlıyorum. Eğer ki inşallah etmemde edersem diye. Bunalımlara giriyorum arada ya. Yani benim hayat mücadelem hep acılarla geçti. Dadılık oldum, hizmetçi oldum, değişen bir şey olmadı. Hep aynı yere döndüm. Ben para kazanamadım, kazandırdım. Kıbrıs’ta iyi çalışmalar yaptım. Kadıköy’de Anılar Düğün salonunda çalıştım. Çalıştım ekmeğimi aldım. Her hafta 4–5 tane düğüne çıkıyordum. Kazandık ekmek orda da. İşte hep böyle yaşadım. İnsanlar hep az para vermeye çalıştılar. Ve az verdiler. Bizim elimizden tutan arkamızda olan bir insan olmadığı için az paraya çalıştırıyorlar tabi.
-    Peki, Recep bu kaset işi ne zaman olacak? Niye bu kadar uzadı? Her yerde reklâm yapıyorsun ama ortada bir şey yok…
-    Ben ders de aldım, Nuri Benliyle ders aldım. Tambur, Kemani. Bana dediler git Fahrettin Aslan’a kapıyı çal. Seni şarkıcı yapsınlar. Meşhur ol. Gittim çaldım, girdim “senin gibi insanlar çok” dedi.  Önce yazıhaneye gittim. Oradan gönderdiler beni. Derken oraya telefon açıyor “niye gönderiyorsunuz bu insanları başımıza” diyor. Bende bir girdim odaya “kendine gel Fahrettin bey kendine gel” dedim. Bir vurdum masaya “ben sanat delisiyim” dedim. Sonra hemen “otur evladım otur” dedi. Yardım edeceksin birde dedim. Sana baba diyorlar.  Bize niye yardımcı olmuyorsun. Sonra telefon açtı. Nuri Benli’ye bana ders vermesi için gönderdiler, ders aldım. Kıyafetler alındı, harçlıklar verildi, afişler asıldı. Sibel Can hanımefendi assolist çıkacağı sırada yani o zaman dansözlükten assolistliğe çıkıyordu. Yani duyduğum “bu homoyu niye aldınız. Türk sinemasında kadınları oynuyor” dedi. Fahrettin beyde dinliyordu beni beğeniyordu. Ama böyle bir durum yaşadım. Ondan sonra da işte Fahrettin Bey çağırdı. “Sesin çok güzel ama, bize yaramazsın. Sen kalitesiz ibnesin” dedi. Beni oradan ayırdılar.
-    Bu kadar çektiğim acılar, sıkıntılar var ya nebiliyim ben böyle bir duruma düşecek insan değildim. Hayatımda en çok özlediğim şey şöhret olmak. Bir evim, bir arabam olsun istiyorum.
-    Recep sen şarkıcı olarak şöhret değilsin ama, yüzsüzlükten şöhret oldun. Artık kaset çıkartmaya gerek yok. Kaset çıkarsan bu kadar meşhur olmazdın.
-    Çok doğru vallaha! Ben yüzsüz, arsız, şöhretim.
-    Recep ileride görüşmek üzere…

Gelecek Hafta: Recep’in Kıbrıs günleri

Not: Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Son Güncelleme ( Pazar, 18 Kasım 2007 )
 
< Önceki   Sonraki >
Advertisement
 

Hiç Tv En Çok İzlenen Videolar

Travesti Nişan ve Kına Gecesi Bölüm 2D.GonulY. HasanRecep BülbülsesAmpul İbo

Karikatür