| Vahan Usta |
|
|
|
| Cumartesi, 29 Eylül 2007 | |
Oktay: Şimdi Vahan Baba,biz seninle yıllar önce ilk defa röportaj yaptık. Sonra insanlar Seninle ilgilenmeye başladı. Vahan: Her Zaman Sözün geçer, öncü,beni empoze eden, ortaya çıkaran. sensin. Sen yazdıktan sonra, daha bir Kıymet takdir edildi yani, Haysiyet olarak önem verildi evet. O: Peki Vahan Baba Bana önem verildi derken Neler Yaptılar? V: Basit Hiç bir şey, sadece Kuru,Kupkuru bir vaat,Kupkuru bir hediye,Yani çocukça bir Aldatma, çocuğa verilen küçük bir şeker manasında diyelim; işte böyle artık birçok şey onların malum vaatleri bitmez, ilerde davetler olur seni daha güzel böyle topluluğa tanıtırız daha bir değer Kazanırsın gibi ama, uçucu yani sonuç hep sözde kaldı bunlar. O: Kimlerdi bunları söyleyenler? V: Onları ben şimdi mahfuz olarak söylemek istiyorum, bir kaç ileri derecede olanlar. İsimleri söyleyemem, nazik Hassas durumlar seni düşünüyoruz, Senin Hayatın Hakkında büyük projelerimiz var, yani benim, tüm hayatımı ortaya koyacak senaryolar yapacaz caz caz..., Oktaycığım bak senin gibi candan Aziz dostum Oktaycığım candan bir insan, senin gibi Hayatıma eğilen Kişi ama maddiyatsızlıktan yapamayan kişi olmadı. O: Baba neyse işler nasıl? V: Üstadım özürle işler, genel Açıdan anlatmak gerekli, Ticaret alanı faaliyet içindeyse Faal içinde oluruz, bir söz vardır, “Yağarsa Her Yere Yağar, Yağmazsa hiç Bir Yere” O: Aile Hayatı nasıl gidiyor. V: Güçlükler Oktaycım. Geldin gördün arayan yok, etrafdan göz dikenler var, acaba Vahanın bir zayıf anı olur mu? Yakalar mıyız gibilerden , bizzat Şifahi konuştuğum Kişilerden, Kopmaza kopmak kişiler O: rahat konuş baba, rahatsız eden varsa yazalım. Var mı üstüne gelen? V: var var... bizi muhitte hor görme aşağılama O: yani böyle lüks muhitte senin ev harabe onun için seni elinden mi almak istiyorlar V: ona benzer, rahatsın gibiler ne ildin ben onlardan bir şey istemiyorum O: kimlerden? V: aileden en yakınlarımdan O: anladım... dışarıdan var mı? V: yüzlerce, ben bu muhitte fazlayım. Yoksulum, ev bakımsız. Yani sat git bir kulübeye yerleş. Git gibi, sinsi sinsi faaliyet yapıyorlar. Neyse görüyorsun, ev sahipsiz. Tecavüzden korkuyoruz, bir yere bırakıp gidemiyoruz. O: baba yatıyorsun, hastasın. Ne rahatsızlığın var? V: üşütme galiba. O: eee baba, sokakta, kaldırımlarda günde 10 saat ayaktasın, bunlar olacak, bundan önce de çok olmuştur. V:çok oldu, hastalandım. Tabii soğuk, rüzgar arada bir hastalanıyorum. O: peki baba, seni 40 yıl orada ayakta tutan güç ne? V: aşk, aşk, aşk... hani bir söz var “kitaba bulaşan bir daha bırakamaz.” Hocam tabii bir azim. Eğer bir inancınız varsa bunu topluma söyleyeyim ben. “ inanç birçok felaketleri kötülükleri yener” O: doğru söylüyorsun. V: bak ben on defa ölümle boğuştum. Ben ondan yaşadım. Ameliyatlar, kazalar, mide Delinmeleri falan.. O: ben asıl sorduğum 40 yıl kaldırımda soğukta yağmurda, rüzgarda seni tutan o gücü öğrenmek istedim. V: haa o! Topluma karşı benim sıcak bakışım, tükenmez sevgim, arayacaklar, biri Vahap arayacak. Vahap birini arayacak. Yani birbirimiz. Şu an ben burada hasta yatarken beni kimler aradı, kimler sordu , ne diyorum Oktaycığım, bu ilahi bir güç, tanrısal bir güç deriz buna. O: galiba seni kimse aramasa hep hasta olacaksın sen? V: gerçek Oktaycığım bu. Bu aramalar besleyici evet enerji aktarımı bu.evet Oktaycığım evet. Yegane bağlantım hayata karşı yani. O: peki daha söyleyeceğin son sözler ne? V: Oktaycığım sevgi topluma söyleyeceğim sevgiden uzaklaşmasınlar. Dünyanın tükenmez hazinesi tekrarlıyorum sevginin her şeyin tükenip sevginin dünyanın sonsuz tükenmez hazinesi oluşunu düşünsün insanoğlu. O: teşekkür ediyorum V: bende |
|
| Son Güncelleme ( Pazar, 18 Kasım 2007 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







Oktay: Şimdi Vahan Baba,biz seninle yıllar önce ilk defa röportaj yaptık. Sonra insanlar 




